2 Şubat 2010 Salı
İstanbul'a mektup
Ben seni her halinle çok sevdim canım istanbul, iyi gününde kötü gününde hep senin yanında oldum nankörlük etme. Hastalığında, mutsuzluğunda, trafiğinde, eyleminde, depreminde hep seninleydim öyle değil mi? Peki nedir bu soğuğun canım istanbul? Beni bu soğuklar bu eve tıkılmaların üzerimde uyguladığın baskı, bu asosyalleştirme çabaların..kendimi ergenlik döneminde anne baba baskısı altında ipek ongun okuyan genç kız gibi hissediyorum sayende canım İstanbul..Şurda hasta olurum bi nasılsın demezsin, bari soğuk olma canım İstanbul, nedir bu dondurucu soğuk sorarım sana? Sen bu kadar soğuğu kaldıramazsın, senin yüreğin hava muhalefetine bu kadar zaman dayanmaz. Haddini bil canım İstanbul...Senin bu soğuk buz gibi gecelerinde bin yıllık saçma senaryolarla yazılmış aptal dizileri izlemek zorunda mıyım? Örgü mü öreyim ne yapayım canım İstanbul? 1.500 yıllık senaryolarla yazdıkları dizilerde 40 yaşındaki kadın 25 lik bakire taklidi yapıyor canım İstanbul..ne hallere düşürdün nelere mahkum ettin bizi gör! Ya twitter ya facebook iki ayrı flörtüm. Hep senin yüzünden pis İstanbul!
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder